Osmanlı İmparatorluğu‘nun plansız ve programsız bir şekilde aldığı ve harcadığı dış borçlar, bu devletin siyasi ve ekonomik gelişmesine darbe vurduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti‘ni de kuruluş yıllarında ekonomik açıdan sıkıntıya soktu.
Lozan Antlaşması ile Osmanlı borçlarının bir kısmı Türkiye’ye ve imparatorluktan ayrılan diğer devletlere devredildi.Borç paylaşımında çıkan anlaşmazlıklar yüzünden Türkiye ile alacaklıları arasında antlaşma, ancak 13 Haziran 1928′de imzalanabildi.Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun 161 milyon liralık borcunun 107 milyonluk kısmını, yani yaklaşık yüzde 67′sini ödemeyi üstlendi. Devamını Oku
Esnaf isyanında yeniçerileri destekleyen Kösem Sultan, saraydaki hâkimiyetinin her geçen gün biraz daha azaldığını hissetmekteydi.Kösem Sultan’ın yeniçeri ocağına dayanmasına rağmen, IV. Mehmed’in annesi Turhan Sultan da harem ağalarından destek almaktaydı.Harem ağaları ve Turhan Sultan’ın saraydaki güçleri artıkça, Kösem ve dolayısıyla ocak ağalarının IV. Mehmed üzerindeki nüfuzları azaldı.Harem ağalarını padişahtan uzak tutmak isteyen Kösem Sultan, bir emir yayınlayarak ağaların Harem’e girmelerini sınırlandırmak istedi. Devamını Oku
Tepedenli bölgedeki hakimiyetini güçlendirmek için hükümetin emirlerine rağmen Avlonya Mutasarrıfı İbrahim Paşa’yı yok etti.Mora ve Eğriboz hariç Yunanistan’ın kalan bölgeleri de hükmü altına girmişti.Ancak son gelişmeler üzerine Sultan II. Mahmud ve Osmanlı yönetimi Tepedenli’nin yok edilmesi gerektiğini anlamıştı.
Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’da uzun süredir Avusturya ve Rusya ile savaş halinde, ordusu ise birçok cepheye dağılmış perişan bir durumdaydı.Üstelik bu güçlü valiyi yerinden oynatmak olumsuz neticelere yol açabilirdi.Bölgede yeniden meydana gelebilecek eşkiyalık hareketleri ve Rumlar’ın da bağımsızlık için ayaklanma ihtimalleri Tepedenli belasından daha da tehlikeli olacaktı. Devamını Oku
Veziriazam İbrahim Paşa’nın idam edilmesi, 1536 yılının önemli olaylarından biridir.İbrahim Paşa, Parga‘da doğmuş bir Hristiyan gemicinin oğlu idi.
Bir akın sırasında esir alınmış, Manisalı bir ailenin yanında Türk ve Müslüman terbiyesi alarak yetişmiş olan bu devşirme, genç yaşlarda Kanuni’nin gözüne girmişti.Zeki ve becerikli olduğu için kısa zamanda devlet işlerini kavramış ve süratle yükselmişti.Kanuni’nin kız kardeşi Hatice Sultan’la evlendirilerek saraya damat olmuştu. Devamını Oku
1 Temmuz 1839′da henüz 17 yaşında olan Şehzade Abdülmecid, babası II.Mahmud’un yerine Osmanlı tahtına çıktı.Tahtın varisi sıfatıyla iyi bir eğitim görmüş, babasının yenilik fikirlerini benimsemişti.Ancak onda, babasının sert mizacı yoktu.
Londra’nın kurtlar sofrasındaki vazifesinden bu vesileyle İstanbul’a dönen Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa, geldiği günden beri geçen dört ay zarfında, padişahla yaptığı görüşmelerde, Sultan Abdülmecid‘in babasının yolundan gitmek istediği izlenimi edinmişti.Mustafa Reşid Paşa, II.Mahmud‘un hususi alakasına mahzar olmuş, Avrupa’daki vazifesi esnasında değişen dünya koşullarını yakından görmüş, kendisini de bu yönde geliştirmişti.İstanbul’da bir süredir, padişahın da desteğiyle, aralarında Ali Efendi, Sadık Rıfat Bey gibi bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki arkadaşlarıyla bir şeylerin hazırlığıyla meşguldü. Devamını Oku

Osmanlı Devleti esir ticaretini, İngiltere’nin baskısıyla 28 Aralık 1846′da yasakladı.Fermanı yayımlayan Sultan Abdülmecid’in cariye kökenli 12 kadınefendisini onlarca cariyesi ve zenci kölesi vardı.
Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın da konağında cariyeler bulunurdu.Yasaklama, şer’i açıdan köleliğin kaldırılması değil, sadece devletin bu işe resmi olarak izin vermeme kararıydı. Devamını Oku