Hayali bir tarihten gerçek bir romana, Küheyli Buharlan

Küheyli Buharlan,
Küheyli Buharlan,
Küheyli Buharlan, Mümtaz Mehmet Tütüncü | Kanat Kitap, 284 sayfa

Küheyli Buharlan “IV. Fırat” devrinin ünlü hazarfenlerinden Arif Çelebi’nin icatlarını anlatan bir roman.Yazar Mümtaz Mehmet Tütüncü‘nün Küheyli Buharlan‘da anlattığı kurgusal bir tarih.Kitap, Osmanlılar döneminde geçen bir hikâyeyi konu ediniyor.

 

Hezarfen Arif Çelebi buharın gücünü fark eder.Buharlı bir sayma makinesi ve buharlı megafon tasarladıktan sonra; buharlı bir küheylan, semalarda uçabilecek bir buharlı at tasavvur eder.Hayal ile gerçek arasındaki farka her zaman aldırış etmeyen Arif Çelebi, giderek daha cüretkâr, daha imkânsız tasavvurlara yönelecek, “buhari” adını verdiği buharlı yeniçerileri yaratmak için kolları sıvayacaktır.

 

Küheyli Buharlan‘da olan biteni değişik anlatıcılardan öğreniriz: Anlatıcı, vakanüvis, meddah, tarihçi… Bu anlatı kombinasyonlarından Arif Çelebi’nin neyi ne ölçüde gerçekleştirdiğini, neyin saf bir hayal olarak kaldığını anlatabiliyoruz.Farklı anlatıcıların varlığı, romanda bir piyes gibi yazılmış bölümler, rüya sahneleri, metne baştan sona eğlenceli ve ironik bir hava katıyor.

 

Hikâyeleriyle tanınan Tütüncü’nün ilk romanı bu.Ama kurgusunun karmaşıklığı, metindeki ironinin dozu, mizahi kısımların olay örgüsüyle bitişmesi, genellikle bir ilk romanda rastlanmayacak kadar olgun.

 

Bazı tarihi romanlar, belirli bir tarihi kişiliği ya da tarihi bir dönemi bütün gerçekliğiyle yansıttıklarını iddia eder.Neredeyse bir belgesel hava taşıyan bu romanların aksine Küheyli Buharlan, kurmaca bir dönemi ele alıyor.Kişiler de tamamen kurmaca.Buna rağmen, Osmanlı döneminin ruhunu “belgesel” nitelikli tarihi romanlardan daha iyi yansıtmakta.Bazı “tarihsel” romanlarda tarihi kişiler, tarihi fonda konuşan günümüz insanları olarak kalırken Küheyli Buharlan‘ın kahramanları kendi kurmaca dönemlerine uygun yaşayıp gidiyorlar.

 

Sadece kahramanlar için değil, romanda yer alan kurmaca metinler için de aynı saptamayı yapabiliriz.Sözgelimi bir tarih dergisinde yayınlanmış olan “Huniciler Ocağının Dağıtılması” na ilişkin tarih makalesi: Savaşta yaralandığı için sesi ancak fısıltıyla çıkan Sadrazam Mustafa Paşa için, Hezarfen Arif Efendi birtakım huniler tasarlamıştır.Bu hunilerin daha da büyükleri, savaş alanında Hunidar Mustafa Paşa’nın Yeniçerilere sesini bangır bangır duyurabilmesi için imal edilir.Daha sonra tarih dergisindeki yazıdan anlarız ki, meğer bir Huniciler Ocağı kurulmuş, tam teşekküllü bu ocak, Mustafa Paşa’nın ölümünden sonra lağvedilmiştir.

 

Baştan sona hayali Küheyli Buharlan‘ın daha “inandırıcı” olması, romanın niteliğinden kaynaklanmakta: Aslında tarihi bir roman değil bu; yaratma, var olma, tasarlama gibi evrensel temaları, hayali bir tarihsel döneme yerleştirerek sorgulayan bir metin.

Feza Kürkçüoğlu

  • teşekkürler sıkılmadan okudum sürekli takipteyim sizi çok iyisiniz 🙂

  • Gerçektende tarihe not düşecek yazılar bunlar 🙂

  • tarihimizi bizlere tekrardan yaşattığınız için çok teşekkürler

  • gerçekten tarihle ilgili güzel bilgiler.

  • merhaba site içeriğine göz geziyorum ve görüyorum ki ender bilgiler ile süslenmiş bir web sitesi halini almış yazıları sıkılmadan okuyorum.TakiBe aldım siteyi

  • Tarih okuyan bir arkadaşıma tavsiye ettim sitenizi. Tebrikler.

  • Allah rahmet eylesin..

  • Bizim gibi tarih meraklılar için bulunmaz bir kaynak olmuş. Çok teşekkürler.